İlk kez 1970 yılında gitmiştim Akyaka’ya, lise arkadaşlarımla. Sakar varyant inşaatı devam ediyordu. Sakar’ın tepesinden, 670m. den, Kerme (Kerameikos) ya da Gökova Körfezinin başlangıç noktası ayağımın altındaydı. Solda, cetvelle çizilmiş gibi, iki tarafı Okaliptüs ağaçları dizili Marmaris yolu uzanıyordu. Arkadaşım Serdar Tan’ın Muğla İl Ziraat Müdürü dedesi tarafından, Cevat Şakir Kabaağaçlı’dan temin edilen Okaliptüs fidanlarının dikilmesiyle oluşturulmuş. Bu ağaçlandırma çalışması, bölgedeki bataklığın kurutulmasında önemli rol oynamış. Şimdilerde, bölünmüş Marmaris yoluna paralel, ağaçların serinliği altında ”Aşıklar Yolu” olarak adlandırılıyor. Kerme Körfezi, depremler (tektonik) sonucu çöken arazinin (bir graben oluşumu) denizle dolması sonucu oluşmuş. Akyaka’dan Knidos’a kadar 100 km. lik uzunlukta. Daha sonraki yıllarda da defalarca gittim. Çalıştığım kurum Devlet Planlama Teşkilatı’nın (DPT) Kerme Körfezinin güney sahilinde ve Sedir Adasının karşısında bulunan Eğitim ve Sosyal Tesislerinde kaldığım sürece, Sedir Adasına gider ve oradaki antik dönem kalıntılarını incelerdim. Adaya ilk gidişim, Çamlıköy’den motorlu bir tekne ile oldu. O zaman bir iskele yoktu ve tekne Kleopatra plajına yanaşmıştı.


Kerme Körfezindeki dört antik kentten biri Sedir Adasındaki Kedrai. Diğerleri İdyma (Akyaka), Keramos (Ören/Milas) ve Knidos (Datça).
Antik Kedrai; günümüzde Muğla’nın Ula ilçesi sınırlarındaki Sedir, Orata ve küçük bir adadan oluşan takım ada üzerinde yer alıyor. Nekropolü de anakarada bulunuyor. Ana yerleşim, 800 metre kıyı uzunluğuna sahip olan Sedir adasında. 7 Temmuz 2026 günü Kedrai kentinin kalıntılarını fotoğraflamak için Sedir adasına, Akyaka’dan bir gezi teknesi ile gittim. Girişe konulan turnikeden (gişe) geçerek Kleopatra plajı olarak adlandırılan yerden adanın derinliklerinde yer alan antik kalıntıları görmek için, sola (güney) döndüm. Sol tarafa bir kafeterya yerleştirilmiş. Onun önündeki ahşap yoldan antik kalıntılara ulaşılıyor.




Kedrai adı, Sedir ağacı ile ilişkilendiriliyor. Adanın bugünkü adı da Sedir. Ancak, adada Sedir ağacı yok. Adanın yoğun bitki örtüsü maki, zeytin ve çam ağaçlarından oluşmaktadır. Sedir Adasının adı, resmi kayıtlarda Şehroğlu Adası veya Şehroğlan Adası olarak geçiyor. Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaçlı) bu adaya Gülen adını koymuş. Kleopatra Adası, Şiir Adası, Aşk Adası, Balayı Adası adını yakıştıranlar da var.
Adanın kuzey kıyısındaki (Kleopatra plajı) kumlar, özel biçimde oluşan, ooid denilen kalker damlacıkları olup, Ege ve Akdeniz’de Sedir Adası dışında sadece Girit Adası’nda bulunuyormuş. Jeolojik oluşumlar sonucu ortaya çıkan kumlar, bugün koruma altındadır. Kleopatra plajındaki kumların üstüne basmak ve yatmak yasak.


İlk kez gittiğimde, plajda vücuduma bulaşan kumlar, duşun altında gitmemiş. Ankara’ya döndüğümde vücudumdan kum temizledim. Bu kumlarla ilgili bir de efsane var. Marcus Antonius ve Kleopatra adasının bu koyunda buluşur, denize girerlermiş. Kleopatra sahildeki kumları beğenmemiş. Marcus Antonius da İskenderiye’den buraya gemilerle kum taşıtmış.


Kedreai kenti, yalnızca bugünkü Sedir Adası’ndan ibaret değilmiş. Kentin ana yerleşim alanı Sedir Adası’nda, bazı liman tesisleri çevredeki küçük adalarda, nekropolü ise adanın karşısındaki ana karada bulunuyor. Bu nedenle, Kedreai’yi “bir adadaki antik kent” yerine ada, liman, karşı kıyı (nekropol) ve küçük adalardan oluşan bir kentsel sistem olarak düşünmek daha doğru olur.

Kedrai kenti ile ilgili kazılar, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi tarafından yürütülüyor. Sedir Adası ve çevresindeki buluntular, Dorlar tarafından kurulduğu düşünülen Kedrai antik kenti tarihinin Geometrik ( M.Ö. 900-700 yılları arası, seramiklerde geometrik süslemelerin olduğu dönem), Arkaik (M.Ö. 700-480 yılları arası dönem) ve Klâsik dönemlere (M.Ö. 500- M.S. 500 yılları arası) kadar uzandığını gösteriyor. Ancak, Erken Demir Çağı’na ait bazı yeni buluntular, kent ve çevresindeki yerleşim geçmişinin yaklaşık 3000 yıllık bir arkeolojik miras oluşturduğunu ifade ediyor.


Kedrai, MÖ 454 – MÖ 428 yıllarında Karya birliğinde bulunan bir Karya kenti. Karya kral aileleri yazlarını bu adada geçirirlermiş. Kedrai daha sonra Attik-Delos Deniz Birliği’ne girmiş. Ada, Yapılan anlaşmaya göre; Ada, bu birliğe önceleri yılda 3 bin, daha sonra 2 bin drahmi aidat ödüyormuş. Bu durum, Kedrai’nin siyasi olarak Atina’nın sistemine dahil olduğunu, önemli bir ekonomik kapasitesinin olduğunu ve düzenli vergi veren bir kent (polis) olduğunu gösteriyor. Ksenophon’un anlatımına göre; M.Ö.405-406 da Atina-Sparta savaşında Spartalı kumandan Lysandros Kedrai’yi kuşatmış ve Atinalıların yanında yer alan kenti ele geçirmiş ve tahrip etmiş.


Kedrai’nin tekrar yükselişi Rodos döneminde olmuş. Rodos ada olmasına karşın, Anadolu’nun bu köşesini, yani karşı kıyı olan Rodos Pereai’sını bir askeri üs olarak kontrol etmeye başlamış. Helenistik olan bu döneme ait yapıların kalıntıları ile karşılaşılıyor, Sedir Adasında. Adayı çevreleyen, düzgün kesme taştan yapılmış sur duvarları ve çok sayıda kule bulunuyor.


Sedir Adasının arkeolojik açıdan en önemli özelliği, Apollon kültünün bulunması. Apollon’u doğrudan benimsemek yerine, yazıtlarda Apollon Kedrai adıyla yerelleştirmiş. 36X36 m. ölçüsünde, dor sütun başlıklı peristylos (tek sıra sütunla çevrelenmiş) sütun düzenine sahip kutsal alanda bulunan sütun parçalarında, girland (çelenk) bezemeleri ile sütunun etrafına dolanmış yılan kabartması da bulunuyor. Yılan (Piton) figürü, Apollon’un simgelerinden biridir.


Sedir adasının en etkileyici kalıntısı muhtemelen antik tiyatrodur. 2500 kişi kapasiteli tiyatro Hellenistik dönemde yapılmış, daha sonra Roma ve Doğu Roma döneminde yapılan ilavelerle kullanılmaya devam edilmiş. Tiyatronun caveası (oturulan bölümü) büyük ölçüde ayakta, ancak sahne bölümü yıkılmış. Genel kabul, tiyatro kapasitesinin 10 katı, kentin nüfusu olarak belirlenir. Bu durum, Kedrai’nin küçük bir liman olmadığını, 25000 kişinin yaşadığı bir kent (polis) olduğunu göstermektedir.




Kedrai’nin bir diğer özelliği, Anadolu’daki antik kentlerde olduğu gibi, pagan kutsal alanının üzerine Hristiyanlıkla ilgili yapıların yapılmış olması. Yani, kutsal alan kavramı devam ettirilmiş.



Tiyatronun yakınında bulunan düz alan, Kedreai agorası olarak değerlendirilmektedir. Agora, kentin yalnızca çarşısı değildir. Burası, ticaretin yapılmasının yanı sıra kamusal buluşmanın, siyasal ve toplumsal etkinliklerin ve festivallerin de yapıldığı bir yerdir. Agora, limana yakın bir konumda bulunmaktadır. Bu da ticari eşyaların agoraya kolaylıkla taşınmasına olanak vermektedir.


Kedrai Rodos egemenliğinde önemli bir üs niteliğine sahip. Denizden gelen saldırıları önlemek ve limanın güvenliğini sağlamak için, Ada güçlü surlarla korunmuş. Özellikle kentin doğu kısmındaki yerleşim alanının doğu ve güney kıyıları sur ve surla bütünleşmiş kulelerle tahkim edilmiş. Karya ve Rodos döneminin surları poligonal blok taşların harçsız bir şekilde yerleştirilmesiyle oluşturulmuş. Helenistik dönemde ise, surlar, daha düzgün, dikdörtgen taş bloklar yerleştirilerek, yenilenmiş.


Sedir Adası’nda bugün gördüğümüz kalıntıların önemli bir bölümünün Doğu Roma/Bizans dönemine ait olması, antik kentin son derece önemli bir başka yönüdür. Adada bulunan büyük bazilika, kiliseler, şapeller ve sarnıçlar bu dönemde yapılmış.




Adadaki fotoğraf çekimlerinden sonra, gezi teknesi Çamlı boğazından geçerek İncekum koyunda yüzme molası verdi. DPT ‘nin Eğitim ve Sosyal tesislerinden yürüyerek gittiğim İncekum, özel bir firma tarafından teraslandırılmış ve bu terasların üzerine tenteler yerleştirilmiş. Günübirlik hizmet veriyor.


İncekum’dan hareket eden gezi teknemiz, Sedir adasının batısını dolaşarak, Orata adasının önünden Akyaka’ya doğru seyretti.



Bugün, Kerme körfezinde Sedir adası, üstündeki Kedrai’nin antik dönem kalıntıları ve Kleopatra plajı ile turist çekmektedir ve görülmeye değer bir bölgedir.
Bir başka yazımda buluşmak üzere esen kalın, sevgili dostlar.
GÖRSELLER: https://photos.app.goo.gl/3bAmktSgFT53kNVh9
12. Kedreai Tiyatrosu
Sedir Adası’nın en etkileyici arkeolojik kalıntısı muhtemelen tiyatrodur.
Bugün oldukça iyi korunmuş yaklaşık 2.500 kişilik bir tiyatrodan söz ediliyor.
Arkeolojik açıdan tiyatronun önemi daha da büyük.
Çünkü tiyatro:
Kedreai’nin küçük bir liman yerleşimi değil, örgütlü bir polis olduğunu gösteren en güçlü mimari kanıtlardan biridir.
19. Roma dönemi
Kedreai daha sonra Roma egemenlik sistemi içine girdi.
Kent MÖ 2. ve 1. yüzyıllarda Rodos dünyasıyla güçlü biçimde ilişkiliydi.
Epigrafik buluntular, kentin Roma İmparatorluğu döneminde de varlığını sürdürdüğünü gösteriyor.
Örneğin Vespasianus döneminde Kedreaililerin imparatora yönelik bir onurlandırma gerçekleştirdiği biliniyor.
Bu küçük ama önemli bir veri:
Kedreai MÖ 405 felaketinden sonra ortadan kalkmamıştı.
Aksine yeni siyasi sistemlere uyum sağlayarak yaşamaya devam etti.
20. Hristiyanlık ve Bizans
Sedir Adası’nda bugün gördüğümüz kalıntıların önemli bir bölümünün Doğu Roma/Bizans dönemine ait olması, antik kentin son derece önemli bir başka yönüdür.
Adada:
- büyük bazilika,
- küçük kiliseler,
- şapeller,
- sarnıçlar,
- limanla ilişkili dini yapılar
bulunmaktadır.
Ö
24. Kedreai’nin ekonomik modeli
Elde bulunan verileri bir araya getirdiğimizde Kedreai’nin ekonomisi için şöyle bir model kurulabilir:
Deniz ulaşımı
↓
Liman
↓
Depolama / pazarlama
↓
Agora
↓
Bölgesel ticaret
↓
Rodos Peraia’sı ağı
Buna karada:
tarım + zeytin/yağ üretimi + kıyı kaynakları
eklenmiş olmalıdır.
Nitekim adanın batı bölümünde bir yağ işliğine ait pres ağırlığı bulunmuş olması, tarımsal üretimin de kent ekonomisinde yer aldığını gösteriyor.
Bu, Kedreai’nin yalnızca “askeri liman” olmadığına işaret eder.
25. Kedreai’de oyunlar ve festivaller
Kedreai’nin gelişmiş bir kent kültürüne sahip olduğunu gösteren başka bir kanıt da atletik ve teatral/komoik festivallerle ilişkili yazıtlardır.
Epigrafik veriler, MÖ 2. yüzyıl civarında kentte çeşitli oyunların düzenlendiğini gösteriyor.
Bu nokta tiyatro ile birlikte değerlendirildiğinde çok anlamlıdır.
Çünkü:
Tiyatro + kutsal alan + agora + festivaller + onurlandırma yazıtları
bir arada bulunduğunda karşımıza sıradan bir liman yerleşimi değil, polis kültürüne sahip organize bir kent çıkar.
26. Sedir Adası’nın asıl tarihsel önemi
Bütün verileri üst üste koyduğumuzda Kedreai’nin önemi beş başlıkta toplanabilir:
1. Karia-Helen dünyasının kesişme noktası
Karia kökenli nüfusun Helenleşmesi ve Yunan/Rodos kültürüyle bütünleşmesi burada izlenebilir.
2. Atina’nın Ege sisteminin bir parçası
MÖ 5. yüzyılda Delos Birliği’ne bağlı bir kenttir.
3. Peloponnesos Savaşı’nın tanığı
MÖ 405/406’da Lysandros’un saldırısı kentin tarihindeki en dramatik kırılmadır.
4. Rodos Peraia’sının önemli merkezi
Helenistik dönemde yeniden yükselmiş ve Rodos’un Anadolu kıyısındaki sisteminin parçası olmuştur.
5. Hristiyanlık döneminde yaşamaya devam eden kent
Roma sonrası terk edilmiş bir harabe değil, Geç Antik Çağ ve Bizans dönemlerinde de kullanılan bir yerleşimdir.
27. Çok önemli yeni araştırma: 2024–2025
Burada özellikle altını çizmek istediğim nokta şu:
Kedreai’nin araştırması artık eski 1960’ların yüzey araştırmalarıyla sınırlı değil.
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nin 2003–2023 arasındaki yüzey araştırmalarından sonra 2024’te sistematik kazı ve restorasyon çalışmaları yeni bir aşamaya geçti. Kazı başkanlığını Dr. Öğretim Üyesi Sevilay Zeynep Yıldız yürütüyor.
2025’te de çalışmalar devam etti.
Özellikle:
Tiyatro Geç Dönem Yapı Kompleksi
üzerindeki kazılar, Helenistik tiyatronun bulunduğu alanın Geç Roma/Erken Bizans döneminde de yoğun biçimde kullanıldığını ortaya koyuyor.
Bu, Kedreai araştırmasının önümüzdeki yıllarda çok daha fazla veri üreteceğini düşündürüyor.
28. Araştırma tarihinin kendisi de ilginç
Kedreai kalıntıları bilim dünyasında hemen tanınmadı.
1885’te Charles Diehl ve Georges Cousin, bulunan bir yazıtın yardımıyla buranın Kedreai olduğunu belirlediler.
Daha sonra:
- G. Guidi,
- A. Maiuri,
- G. E. Bean,
- J. M. Cook
gibi araştırmacılar adayı inceledi.
1960’larda Mükerrem Anabolu’nun çalışmaları da kentin mimarisinin belgelenmesinde önemli rol oynadı.
Bu nedenle Sedir Adası’nın arkeolojik tarihi aslında iki ayrı hikâyedir:
Antik Kedreai’nin tarihi
ve
Kedreai’nin modern arkeoloji tarafından yeniden keşfedilmesinin tarihi.
29. Kronoloji
| Dönem | Kedreai’de gelişme |
|---|---|
| Geometrik dönem | Yeni araştırmalar erken yerleşim izleri ortaya koyuyor |
| MÖ 6. yy | Kedreai tarihsel kaynaklarda görünür |
| MÖ 5. yy | Karia ve Atina/Delos Birliği sistemi |
| MÖ 454–428 | Karia Birliği ile ilişkili dönem |
| MÖ 5. yy | Attika-Delos Deniz Birliği |
| MÖ 405/406 | Lysandros’un saldırısı ve nüfusun köleleştirilmesi |
| MÖ 4.–3. yy | Yeniden yapılanma ve Helenistik dönüşüm |
| MÖ 3.–2. yy | Rodos Peraia’sı içinde önem kazanma |
| MÖ 2. yy | Apollon kutsal alanı, tiyatro, anıtsal kentleşme |
| MÖ 2.–1. yy | Rodos kültürü ve epigrafik faaliyet |
| Roma dönemi | İmparatorluk sistemine entegrasyon |
| MS 5.–6. yy | Büyük bazilika ve Hristiyan yapılaşması |
| Bizans | Yerleşimin ve liman sisteminin devamı |
| Ortaçağ | Bölgesel siyasi dönüşümler |
| Osmanlı dönemi | Ada Osmanlı hakimiyetine girer |
| 1885 | Modern arkeolojik kimliklendirme |
| 2003–2023 | Sistematik yüzey araştırmaları |
| 2024 | Yeni dönem bilimsel kazılar |
| 2025 | Tiyatro Geç Dönem Yapı Kompleksi kazıları devam ediyor |
30. Benim değerlendirmem: Kedreai’yi nasıl okumalı?
Sedir Adası’nı gezerken aslında dört farklı kenti aynı anda görüyorsunuz:
I. Karia Kedreai’si
Yerel Anadolu kültürü, erken yerleşim ve Karia kimliği.
↓
II. Atina’nın müttefiki Kedreai
Delos Birliği, vergi sistemi ve Peloponnesos Savaşı.
↓
III. Rodos’un Helenistik Kedreai’si
Tiyatro, Apollon kutsal alanı, agora, surlar ve liman.
↓
IV. Bizans Kedreai’si
Bazilikalar, kiliseler, sarnıçlar ve yeniden kullanılan antik yapılar.
Bu dört katman, Sedir Adası’nı Türkiye’nin güneybatısındaki en ilginç küçük ölçekli ada kentlerinden biri haline getiriyor.
Ve belki de en önemli sonuç şu:
Kedreai’nin hikâyesi Kleopatra’dan başlamıyor. Kleopatra anlatısından bağımsız olarak yaklaşık üç bin yıllık Karia, Yunan, Rodos, Roma ve Bizans tarihini aynı küçük coğrafyada okuyabiliyoruz.
Bir sonraki araştırma için özellikle değerli kaynaklar
Kültür ve Turizm Bakanlığı – Sedir Adası/Kedreai — Agora, surlar, yapı grupları ve örenyerinin resmi arkeolojik açıklaması.
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi – Kedreai Araştırmaları — 2003–2023 yüzey araştırmaları ve 2024 sonrası kazı süreci için en önemli kurumsal kaynaklardan biri.
Kedreai Research Project — Türk ve Alman arkeologların ortak araştırma projesi; kutsal alan, nekropol, kent tarihi ve arkeolojik çalışmalar hakkında ayrıntılı bilgiler içeriyor.
Belleten – Mükerrem Anabolu, “Kedreai (Cedrae)” — Sedir Adası’nın erken modern arkeolojik araştırmaları açısından temel klasik çalışmalardan biri.
PHI Greek Inscriptions – Kedreai/Rhodian Peraia yazıtları — Apollon Pythios ve Apollon Kedrieus kültleriyle ilgili epigrafik veri.
Özellikle derinleşmeye değer üç konu: (1) Lysandros’un MÖ 405/406 Kedreai saldırısı ve Ksenophon’un anlatısı, (2) Apollon Kedrieus kültü ve yazıtların tek tek okunması, (3) 2024–2025 kazılarının yeni bulguları. Bu üç başlık, Sedir Adası’nı klasik “Kleopatra Plajı” anlatısından çıkarıp gerçek bir antik kent araştırmasına dönüştürüyor.
Tşkr ederim Danyal bey Bende Van turuna gittim Başarılıydı Dilerseniz sizinle paylaşırım
iPhone’umdan gönderildi
BeğenBeğen
Yazınızı okudum tşkr Ederim. Bende Van turu yaptım Yayınladım İzledinizmi?
iPhone’umdan gönderildi
sahbenek bilgi sahbenek@hotmail.com şunları yazdı (1 Eki 2026 06:04):
Tşkr ederim Danyal bey Bende Van turuna gittim Başarılıydı Dilerseniz sizinle paylaşırım
iPhone’umdan gönderildi
BeğenLiked by 1 kişi