ÜTÜ MÜZESİ, FİLİBE (PLOVDIV)

Filibe’ye ikinci gelişim. İlki 2024 yılının Eylül ayıydı. Kısa süreli gezimde, Türk mahallesi de olarak adlandırılan, kentin eski bölgesi (Old Town) Cambaz Tepe (Dzhambas Hill) ve Nebet (Nöbet) Tepe’ye gitmemiştim. İkinci gidişim 15 Haziran 2026 da oldu. Bu defa, gezimin eksik kalan bu bölümünü tamamladım.

Filibe yedi tepe ve bu tepelerin arasındaki düzlüklerde ve Meriç (Maritsa) ırmağı kenarında kurulmuş. Büyük İskender’in babası olan Makedon kralı II. Filip, Traklardan aldığı bu yerleşim yerinin adını Philippopolis olarak değiştiriyor. Biz Filibe diyoruz, Bulgarlar da Plovdiv.

Filibe’nin merkezinde bulunan Sultan Murad Camii’nin (Dzhumaya-Cuma) hemen arkasındaki Saborna sokağından kentin antik dönemdeki ilk yerleşim yeri olan Nebet Tepe’ye çıkarken, sokağın ortalarında ve sağ kolda üç katlı sarı renkli bir binada Ütü Müzesini gördüm. Alt kat, hediyelik eşya satan, müzeye ait bir dükkân. Merdivenlerle orta (ikinci) kata çıkılıyor. Orta kat idari bölüm. Müze bölümü ise üst (üçüncü) kat.

Müze binasının sahibi, 1887 de dünyaya gelen Nevena Atanasova Boyuklieva sanatçı ve varlıklı bir ailenin mensubuymuş. Nevena Atanasova, 1905 de kız meslek okulunu bitirmiş, moda terzisi olmuş. Cenevre’deki üç yıllık eğitiminden sonra terzilik ve renkli nakış öğretmenliği yapmaya başlamış. Terzilik ve moda ile ilgili bu binanın ütü müzesi haline getirilmesi pek tesadüf değil.

Bu müzede ilginç bir şey daha öğrendim ve bir Türk olarak gururum okşandı. Etimolojik olarak ”ütü” kelimesi Türkçe imiş. Eski Türkçe ”ut” ateş, ”yuk” da yer ya da uygulama anlamına geliyormuş. Birleştirilince ”utyuk” oluyor. Bugün biz ütü olarak söylüyoruz. Ruslarda, Türkçe’den alınma ”utyug” muş. Bulgarca’ya, ütü kelimesinin karşılığı olan ”yutiya” nın Osmanlı döneminde girdiği, düşünülüyor.

Bir gün Filibeli Dimitar Dobrev, sokağa atılmış bir ütü buluyor ve koleksiyonuna böyle başlıyor. Çevresinden hediye ütüler geliyor ve 40 yıl süre ile ütü topluyor. Sonra da, 1200 ütüden fazla bu koleksiyonunu 2021 yılında, bir müze açılması şartıyla, Bölgesel Etnoğrafya Müzesine bağışlıyor. Müze için seçilen bina ise, yukarıda belirttiğim gibi, modacı Nevena Atanasova Boyuklieva’nın evi.

Müze binasının orta katından üst katına çıkarken, merdiven trabzanına küçük öğrencilerin yaptıkları ütü resimleri asılmış. Müzede öğrencilere de etkinlikler yapılıyor. Bu resimler, öğrenci etkinliklerinden birine ait.

Duvarlardaki panolarda ütünün evrimi anlatılmış. Taş ve ahşaptan yapılmış, kumaşları düzeltmeye yarayan ütülerden, ocak üzerinde kızdırılan demir ütülere, içine kömür (bacalı ve bacasız) konularak ya da, gaz veya alkolle ısıtılan, buhar sistemi eklenmiş olanlar ve elektrikli ütülere kadar.

Merzifon’daki evimizde (konak), büyükten küçüğe, dört farklı boyutta, demir ütülerimiz vardı. Kuzinenin üzerinde kızdırılan ütüler sırayla alınıp ütü yapılırdı. Ayrıca, 1955 ler de kömürlü ütü satın alındı ve ocakta köz haline getirilen kömürler, üstü kapak gibi açılarak içine konulurdu. Yandaki deliklerden hava alarak, kömür yanmaya devam ederdi.

1960’dan sonra elektrikli ütüye sahip olmuştuk. Bu ütülerin benzerleri, müzenin vitrinlerinde sergileniyor.

Müzede sergilenen ütülerin en hafif 10gr., en ağırı ise 13 kg.

Müzenin duvarlarına asılan panolarda, ütü ile ilgili buluş yapanlar hakkında bilgi veriliyor. Ütü tutacağının ahşap olması, gövdeden ayrılabilmesi, içine rezistans yerleştirilmesi, ütü tahtası, yaka, papyon ve giysi kolları için özel ütü formları gibi.

Filibe gezime renk katan Ütü Müzesinde gördüklerimi, siz dostlarımla paylaşmak istedim. Yolunuz Filibe’ye uğrarsa, sizler için de bir hoş anı olacaktır.

Bir başka yazımda buluşmak üzere esen kalın , sevgili dostlar.

GÖRSELLER: https://photos.app.goo.gl/hUnxSGBRK2EF5Y2P9

One comment

  1. Ütü müzesi bana Çamlıderedeki Soba Müzesini hatırlattı. Tek bir objenin yıllar içindeki değişimini görmek ilginç. Teşekkürler Danyal Bey.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın