HIPPOKRAT ECZACILIK MÜZESİ, FİLİBE

Filibe merkezinde bulunan Sultan Murad Camii’nin hemen arkasında bulunan Saborna sokağından kentin eski bölgesinde (Old Town) bulunan Nebet Tepe’ye (Nöbet Tepesi) çıkarken, sağ kolda açık kahve renginde bir binada (No.16) Hippokrat Eczacılık Müzesi‘ne rastladım. Daha önce, 2017 yılında, Ukrayna’nın Lviv kentinde, benzer bir eczacılık müzesini de gezmiştim. https://danyalasik.com/2021/04/17/ukrayna-lviv-eczacilik-muzesi/

Hippokrat Eczacılık Müzesi, Dr. Sotir Antoniadi tarafından, 1872-1947 yılları arasında, eczane olarak işletilmiş ve Filibe’nin o zamanki modern araçlara sahip eczanelerinden biriymiş. Müze binasının üst katındaki pencerelere Bulgaristan, Avrupa Birliği ve Filibe’nin kent bayrakları asılmıştı.

Giriş kapısının sağında, üst katı destekleyen payandalar arasına eczacılık ve tıbbın mitolojik karakterlerinin röliyefleri yerleştirilmiş. Aesculap; Antik Yunan mitolojisinde Asklepion olarak da bilinen, tıbbın ve sağlığın tanrısı. Yılanlı asayla betimlenen Aesculap, Apollon’un oğlu. Hygiea; Yunan ve Roma mitolojisinde sağlık, temizlik ve hijyen tanrıçası olup, Aesculap’ın (Asklepion) kızı ve yardımcısı. Bugünkü ”hijyen” kelimesi Hygiea adından türetilmiş. Hipocrates; Aesculap (Asklepion) soyundan gelen bir Asklepiad olup, hastalık ve tedavilerini sistematik hale getirmesi, hastalık seyri ile ilgili klinik gözlem yapması, hastalıkları sınıflandırması gibi tıbba yaptığı katkılardan dolayı ”tıbbın babası ve modern tıbbın kurucusu” kabul edilmektedir.

Müzede eski dönemlere ait ilaç yapım araçları, hap yapımında kullanılan kalıplar ve presler, tarihi ahşap dolap ve tezgâhlarda cam ve porselen ilaç kavanozları, ilaç şişeleri, o döneme ait laboratuvar ekipmanları ve teraziler, dönemin reçeteleri, tıp ve eczacılık ile ilgili kitaplar sergilenmektedir. Müze girişinde üstü vitrinli dolapların çekmecelerinde alfabetik sıralama yapılarak, otlar, zehirler, bal mumu çeşitleri, kimyasal kristalinler, kurutulmuş frenk kimyonu, anason, çinko, flor gibi eczacılık alanında kullanılan maddeler yerleştirilmiş. Vitrin kısmında ise yeşil, kahverengi şişeler ve porselen kavanozlar sergileniyor. İçleri boş olan bu kapların üzerindeki etiketlerden, bu kaplarda adları yazılı maddelerin saklandığı anlaşılıyor.

Giriş, aynı zamanda Akhtarista, yani Aktar (bitki, hayvan orijinli tıbbî materyallerin ve çay, kahve ve baharat gibi egzotik malların satış yeri) olarak düzenlenmiş. Bu nedenle de tezgâhın üzerinde kasa (kaca) yazan, 20. yüzyılın başlarına ait A.B.D. imalatı madeni para makinası bulunuyor.

Girişten bir kapı ile geçilen holün bir tarafında üst kata çıkan merdivenler, diğer tarafında da çeşitli tıbbi bitkilerin yetiştirildiği bahçeye açılan bir kapı bulunuyor.

Üst kattaki odalarda da, alt kattaki odalarda bulunan vitrinli ve çekmeceli dolaplarda, eczacılıkta kullanılan bitkiler, kimyasal maddeler, tentürler vb. maddeler bulunuyormuş.

Bu bölümde, ayrıca, ameliyatlarda kullanılan aletler, hap yapımında kullanılan presler, hassas teraziler, erlenler, perkülatörler, porselen havanlar, üzerinde vücuttan alınmış örnekler bulunan mikroskop lamları ve bunların indeksleri, duvarlarda eczacılık ve tıpla ilgili diplomalar ve sertifikalar sergileniyor.

Çalışma odası olarak düzenlenmiş bölümdeki kitaplığa, tıp ve eczacılıkla ilgili eski kitaplar yerleştirilmiş.

Müze binasının iç avlusunda (bahçesinde) tıbbî bitkiler, çeşitli baharatlar ve süs bitkileri yetiştiriliyor.

Filibe gezimde, Nebet Tepesine çıkarken Hippokrat Eczacılık Müzesine rastlamam, benim için hoş bir sürpriz oldu.

Bir başka yazımda buluşmak üzere, esen kalın, sevgili dostlar.

GÖRSELLER: https://photos.app.goo.gl/PhysRQQSPm8etw6U6

One comment

  1. Danyal aHocam geziyor, biz öğreniyoruz.

    Ben bugüne kadar “aktar” kelimesinin Türkçe etimolojisine ait olduğunu düşünüyordum.

    onun da.Yunanca’dan alındığını görünce epey bir irkildim.

    eline ayağına sağlık ömrüne bereket Hocam.

    Beğen

Yorum bırakın