Kütahya’da çinicilik, tarih’te Frig dönemine kadar gidiyor. Kütahya gezim sırasında ziyaret etmiştim Çini Müzesini. Kütahya’nın merkezinde, Ulu caminin hemen yanında yer alıyor. Son Germiyan Beyi II. Yakup’un yaptırdığı imaret, medrese, mescit, hamam ve kütüphaneden oluşan külliyenin 1411 yılında yapılan imaret bölümü. Bu bölümde, girişin sol tarafında, Germiyan Beyi II. Yakup’un gövdesi çinilerle kaplı sandukası (türbesi) yer alıyor. Bir ara Vahit Paşa halk kütüphanesi olarak kullanılmış. Yapılan restorasyon sonrası, !999 yılından bu yana müze olarak hizmet veriyor.


Müzenin ortasında, kubbenin altında şadırvan bulunan bölüm, üç yönde, üzeri kubbe ile örtülü üç eyvan ve bunların arasında iki oda bulunmaktadır. Şadırvan sekiz köşeli mermer bir havuza sahip olup, her bir yüzünde dışa açılan bir filike (musluk) bulunmaktadır. Halk arasında, bu şadırvan nedeniyle de müze binası, Gökşadırvan olarak ta adlandırılmaktadır.

Müzede 14. yüzyıldan itibaren başlayıp günümüze kadar olan Kütahya çinilerinden örnekler sergilenmektedir. Ateşte açan çiçekler olarak adlandırılan çiniler, el emeği ve göz nuru dökülerek yapılıyor. Kaşi ve evani olarak bilinen bu sanat ürünlerinin adı, bu ihtiyacın Çin bölgesinden karşılanması sonucu, Çin işi anlamına gelen ”çini” ye evrilmiş.
Çininin yapılışı şöyle. Kırklar köyünden getirilen toprak ile Bilecik’in gri kili, Bilecik’in beyaz kili, kireç su ile karılarak çamur haline getirilir. Bu çamur, bir süre dinlenmeye bırakılır. Dinlenen çamur yoğurulur ve elastikiyet kazandırılarak plastik bir malzemeye dönüştürülür. Bu plastik malzeme, çini torna tezgâhlarında vazo, tabak, karo vs. gibi ürünler olarak şekillendirilir. Üzerinde desen çalışmalarının kolayca yapılabilmesi için, bir astar çekilir. Astarlanmış objenin üzerine desenin işlenmesi, sanatçının ustalığına kalmıştır. Desen işlendikten sonra, objenin üzerinde sırın (sırça) oluşturulması için fırına sürülür. Bir diğer ustalıkta, metalik madde (pigment) ihtiva eden boyanın ateş karşısında nasıl renk değiştireceğini bilmektir. Sırlanan çini, fırından sonra soğumaya bırakılır. Son olarak, sır kalıntılarını temizlemek için, tekrar fırından geçirilir. Fırının sıcaklığı 980-1040 C derece arasında olup, hazırlanan çiniler önce 5 saat civarında pişirilir, fırın içi 1000 C dereceye ulaştıktan sonra 20 saat boyunca soğumaya bırakılır. Böylece, pişirme ve sırlama işlemi tamamlanmış olur.
Müze içinde sergilenen çinilerden bazı örnekler aşağıda verilmektedir.




Diğer fotoğraflar, aşağıdaki ”Görseller” bölümünde yer almaktadır. Bir başka yazımda buluşmak üzere, keyifli günler ve esenlikler diliyorum.
GÖRSELLER: https://photos.app.goo.gl/4EGzLcwRc3e4TQiV6
Buraya gitmek isterim
BeğenLiked by 1 kişi