ANKARA VAKIF ESERLERİ MÜZESİ

Pandemi nedeniyle, epeydir Ankara’nın tarihi bölgesine gitmemiştim. Tedbiri elden bırakmadan, Ankaralı Gezginler grubunun, 21 Kasım’da düzenlediği Hergele meydanı ve çevresi, Yahudi (İstiklal) mahallesi, Denizciler ve Anafartalar caddeleri ile ilgili gezi programına katıldım. Gezinin ilk ayağı, Devlet Opera ve Balesi binasının karşısında ve Melike Hatun camiinin yanında bulunan Vakıf Eserleri müzesiydi. Bu anlatımım, Vakıf Eserleri müzesi üzerine olacak.

Vakıf Eserleri müze binası, I. Mimarlık dönemi (1908-1930) içinde, 1927 yılında yapılmış olup, cephede süslemelerin kullanılmadığı, oldukça sade bir yapıdır. İlkokul yapılması amacıyla inşaatına başlanılan bu bina, 1928-1941 yılları arasında Hukuk Mektebi olarak kullanılmış. Daha sonra Ankara Kız Sanat Mektebi ve Vakıf Kız Öğrenci Yurdu olarak görev görmüş. Sonrasında üst katları Ankara Müftülüğüne tahsis edilmiş, bodrum katı ise aşevi olarak düzenlenmiş. 2004 yılında Müftülüğün binadan ayrılması sonrası, Vakıflar Genel Müdürlüğünce yapılan restorasyonla Ankara Vakıf Eserleri müzesi olarak, 2007 tarihinde ziyarete açılmış. Müze girişi ücretsizdir.

VAKIF ESERLERİ MÜZESİ

Müze binası içinde daimi sergi salonları, bir geçici sergi salonu, idari birimler, depo, halı yıkama havuzu, restorasyon ve konservasyon atölyesi ve gelen ziyaretçiler için bir kafeterya bulunmaktadır. Restorasyon ve konservasyon atölyesinde, sadece müzenin değil, Vakıflar Genel Müdürlüğünün envanterinde bulunan yurtiçinden ya da yurtdışından getirilen eserlerin restorasyonu sonrası, yapılan konservasyon çalışmaları ile ömürleri uzatılmaktadır.

Birinci katta bulunan 1. no.lu salonda, 13. ve 19. yüzyıl arası Türk Halı Sanatının seçkin örnekleri yer almaktadır. Halılar; duvarlarda birkaç tabakadan oluşan raylı sistemlerde, kitap sayfası biçiminde ve çekmecelerde sergilenmektedir. Yine bu salonda, halı dokumada kullanılan kirkit, yün tarağı ve makas gibi aletlerden örnekler de bulunmaktadır. Ayrıca, sedef kakma ahşap kutular da sergilenen eserler arasında yer almaktadır.

İkinci katta bulunan 2. no.lu salonda; halı ve kilim örneklerinin yanı sıra tunç ve diğer metallerden yapılmış tombaklar, şamdanlar, alemler ve rahleler ile Ankara Ahi Elvan camiinin ahşap pencere kanatları, Sivas Divriği Ulu camiinin Hünkâr mahfeli ahşap panel parçaları yer almaktadır. Bu salonda halı sunumları, tabanda cam altında yapılmaktadır.

Aynı katta bulunan 3. no.lu salona hat, tezhip (süsleme ya da altın varak ile süsleme) ve cilt sanatlarından örnekler yerleştirilmiştir. Bu sanatlarla bezenen Padişah Vakfiyeleri, Kuran-ı Kerim ciltleri, el yazmaları, silsilename (soyağacı) sergilenmektedir.

Yine aynı katta 4. no.lu salonda; Türk kilim sanatının örnekleri ile birlikte zilli, cicim, sumak gibi düz dokuma yaygıları sergilenmektedir. Sergilenenler arasında, ayrıca, 16. yüzyıla ait İznik çinisi bir pano ile, Kütahya çinileri de yer almaktadır.

DSC09958
CİCİM KİLİM

Halı, Türklerin çadırlarının içini sıcak tutmak amacıyla tabana serdikleri ya da duvarı süslemek amacıyla kullandıkları bir eşya olup, zaman içinde bir sanata dönüşmüş. En eski halı, Altaylarda 5. Pazırık kurganında bulunmuş, Çok ince yün iplikli, kenarlarında avcıların ve geyiklerin yer aldığı bir bordür. Ortasına 24 kare halinde, sarı, beyaz ve mavi renklerin hakim olduğu çiçekler yerleştirilmiş. 1.89X2.00 m. ölçülerindeki bu halının nerede dokunduğu bilinmemekle birlikte Asya Hunlarına ait olabileceği tahmin edilmektedir.

Halı tezgâhında, dikine olan iplere çözgü, yatay olan iplere atkı adı verilir. Düğüm veya ilme iki çözgü ipinin etrafına geçirilerek atılır. İki çeşidi var, biri Türk düğümü, diğeri İran düğümü. Düğüm sırası yatay şekilde tamamlandıktan sonra, atkı ipliği yatay olarak geçirilir ve kirkitle sıkıştırılır. Halı bu şekilde dokunurken, farklı renkteki düğümler bir araya getirilerek motifler oluşturulur. En yaygın kullanılan motifler; yıldız, eli belinde, koçbaşı (koç boynuzu), kuş, pıtırak, muska ve ejder gibi motiflerdir.

Anadolu’nun çeşitli yerlerinde renk, motif, ilme sıklığı, iplik çeşidine bağlı olarak, çok çeşitli halılar üretilmektedir. Yağcıbedir, Milas, Demirci, Gördes, Kula, Uşak, İsparta, Bünyan, Döşemealtı ve Taşpınar halıları bunlara örnektir. Halılara özel ilgim var. Elimdeki halılardan birinin fotoğrafını aşağıda paylaşıyorum.

Ankara’daki müzeler arasında önemlilerden biri olan Vakıf Eserleri müzesi görülmeye değer. Bir başka yazımda buluşmak üzere esen kalın dostlar.

GÖRSELLER: https://photos.app.goo.gl/Ra3qcD38E84yyC7t7

8 comments

  1. Harikasın sevgili arkadaşım. O mahallede, Kırkız Mahallesi, Güner Sokak 6 nolu evde yaklaşık on sene oturduk. Önce Sakalar İlkokulu ve devamında Gazi Lisesi nden mezun oldum. O mahallede nalbant, at arabası yapımcısı, tavuk kasabı, oto lastiği yenileyicisi, muz tüccarı hırlı-hırsız envai çeşit insanla tanıştım. Ve karşımdaki otelde kalan Aşık Veysel le tanıştık. O yıllardaki, burnunuzun dibinde Gençlik Parkı’nın güzelliğini, sıcaklığını yüzlerce kez yaşadık. Yine burnunuzun dibindeki Opera, tiyatrolar, orkestra konserleriyle haşır-neşir olduk. Ve yaşatılması gereken O güzel mahalle ne yazık ki şu an eski nostalji sinden uzak bir şekilde bitli pazara dönmüş durumda.

    Liked by 1 kişi

  2. Diğer tüm çalışmalarınız gibi Ankara Vakıf Eserleri Müzesi tanıtımı da harikulade olmuş .
    Emeğinize yüreğinize sağlık.Bir Ankaralı olarak çok mutlu oldum.

    Liked by 1 kişi

danyalasik için bir cevap yazın Cevabı iptal et