LVİV-ASLANLAR KENTİ

Image result

Lviv, Ukrayna’nın üçüncü büyük kenti ve burada 1 milyon insan yaşıyor. Ne zaman kurulduğu tam belli değil. Rus kayıtlarında ilk kez 1256 yılında adı geçiyor. Galiçya Prensi Danylo (Daniel) Halytsky tarafından bir kale inşa edildiği ve oğlunun adına izafeten Lviv (Lev-Leo’nun kenti anlamında) adını verdiği söyleniyor. Danylo’dan sonra yerine geçen Lev, burayı başkenti yapmış. Klasik Avrupa kent oluşumlarında olduğu gibi, bir kale ve çevresine yerleşmelerle kent oluşmuş, ancak günümüzde kentin çekirdeğini teşkil eden Vysoky ve Nyzky kaleleri yok. Lviv kenti, eski doğu-batı ticaret yollarının kesiştiği bir noktada yer alıyor. Burası, aynı zamanda yağış sularının kuzey ve güneye ayrıldığı hattın üzerinde. Poltva ırmağı kentin altından geçiyor. Kentin, merkezi çevreleyen radyal sokaklardan oluşan bir düzeni var.

Kent; Polonya, Avusturya, Alman, Rus dönemlerini yaşamış. Bu nedenle, kentin tarihini yansıtan gotik, barok ve eklektik modern tarzı binalar bulunuyor. Binaların özelliklerine bakarak, Avusturya ve Polonyalıların bölgelerini ayırt etmek mümkün. Binalar 4-5 katlı. Kulelerin dışında yüksek bina bulunmuyor. Merkezde (Rynok Meydanı) Belediye Binası (city hall) ve çevresinde sokaklar, radyal olarak düzenlenmiş. Lev’in kenti Lviv; Lev (aslan) adına izafeten 4500 den fazla aslan heykeli ve figürleriyle süslenmiş. Latin Katedrali, Ermeni Katedrali, Bakire Meryem Kilisesi, Saint Andrew Kilisesi (Bernardine Manastırı), St. Peter ve St. Paul Kilisesi, Dominikan Kilisesi, Ulusal Opera, Bale ve Tiyatro binası, Eczacılık Müzesi ve el yapımı Çikolata Fabrikası görülecek yerler arasında. Belediye binasının (city hall) saat kulesine çıkılabiliyor ve buradan tüm Lviv kenti görülebiliyor. Vysoky kalesinin bulunduğu kent merkezinin kuzeydoğusu, büyük bir park olarak düzenlenmiş. Nyzky kalesinin bugünkü yerinde ise, Ulusal Opera, Bale ve Tiyatro binasının  önünden başlayan ve doğuya devam eden aynı adlı bir sokak bulunuyor.

Bir akşam yemeğini Stargorod adlı restoranda yedim. Genelde, dana eti sunuyorlar. Ben et yemediğim için, ızgara sebzeyi tercih ettim, bir kadeh Merlot eşliğinde. Restoranda canlı müzik sunumu da vardı. Yemekler benim için vasattı. Ama, yine de müzik ve şarapla birlikte keyif aldım. Ertesi akşam, kent merkezinde bulunan Masony restoranda yedim, akşam yemeğini. Mason locasıyla ilgisi olmamakla birlikte, restoranın konsepti Masonlukla ilgiliydi. Dekorasyonda ünlü masonların fotoğrafı, flamalar, rozetler, masonluk işaretleri, simgeleri ve mason derneklerine ait fotoğraflar kullanılmış. Kendilerini Galiçya’nın en pahalı restoranı olarak ifade ediyorlar (The Most Expensive Galician Restaurant). Fiyat listesi de bu sözü doğruluyor. Ama yemek ücretleri, listedeki fiyatların yüzde 20 si kadar ödeniyor. Bu bir espri, sizi yanıltmasın. Çok zengin bir şarap kavı var, restoranın. Bu arada şunu da not etmeliyim, bizim ülkemize göre, Ukrayna çok ucuz ve yaşam çok daha kolay.

Lviv’in yaklaşık 70 km. doğusunda Podgoretsky köyünde bulunan Podgoretsky (Pidhirtsi) Şatosu da görülmesi gereken yerlerden biri. Şato derken, Bavyera’daki ihtişamlı şatolar akla gelmesin. Daha mütevazi malikaneler. Podgoretsky şatosu 1635-1640 yılları arasında inşa edilmiş. Oldukça büyük bir İtalyan bahçeden geçerek şatonun kapısına ulaşılıyor. Çok bakımsız ve restorasyona ihtiyacı var. I. Dünya Savaşında yağmalanmış. Avluya açılan büyük bir salonda, minyatür binalardan oluşan bir koleksiyon sergileniyordu. Buranın sahibi olan aile, şatonun karşısına kubbeli bir kilise inşa ettirmiş. Kilisenin fiziki durumu, şatoya göre daha iyi durumda. Şato ve kilise arasındaki alana köy insanları standlar kurmuşlar ve ürettikleri el sanatları ürünlerini burada satışa sunmuşlar. Yakınlardaki bir diğer şato ise, Olesko Şatosu. 17. yüzyılda bölgenin savunması için, kale olarak inşa edilmiş. 1629 yılında  Leh (Polonya) kralı III. Jan Sobieski bu şatoda doğmuş. Doğduğu gün şatoya düşen yıldırımı, Jan Sobieski’nin başarılı olacağı yönünde yorumlamışlar. Bilindiği gibi, Jan Sobieski süvarileriyle Viyana’nın yardımına gelmiş ve Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın otağına kadar girerek Osmanlı ordusunu dağıtmıştı. Şato’nun içinde Sobieski ailesine ait antik eşyalar, mobilyalar, heykeller ve tablolar sergileniyor. Büyükçe bir duvarında da III. Jan Sobieski’yi II.Viyana kuşatmasında Osmanlı ordusuna atının üzerinde hücum ederken gösteren bir tablo var. III. Jan Sobieski’nin mezarı Polonya’da Krakow kentinde bulunuyormuş.

Lviv gezimle Ukrayna programımı tamamlamış bulunuyorum. Denizden yüksekliği 365 m. olan Lviv, oldukça düz olmasına rağmen son iki gün yoğun yağışla geçti. Görülmesi gereken bir çok yer var. Belki, Krakow’u da dahil edebilirim, gelecek program için.

Esen kalın dostlar.

GÖRSELLER:https://photos.google.com/share/AF1QipOtQufiVk4_zmLr2gySm0Iz_dV1m3ksGDNgQxFUFWG65ZvqrP98VCPulKXe-iuykA?key=VVJMT3ZMQ0JPSFJCZzhpSXB3RHhtcGg5Y21DbzN3

5 comments

Tahsin Deniz ARPACI için bir cevap yazın Cevabı iptal et