ODESSA-ODECCA-ODESA

Image result for odessa

Odessa; Ukrayna’nın güneyinde ve Karadeniz kıyısında Dinyester ve Dinyeper ırmak ağızlarının arasında bulunan bir liman kenti ve Ukrayna gezimin ilk durağı. Kültür Gezginleri olarak, YavuzTur’un organizasyonunda 30 Ağustos 2017 günü İstanbul’dan Odessa’ya, uçakla 1.5 saatte ulaştık.

Ukrayna topraklarından İskitler, Gotlar, Hunlar, Avarlar, Peçenekler, Poloveçler, Hazarlar, Bizans, Tatarlar, Altınordu, Osmanlılar, Ruslar geçmiş.  Odessa adı, Grekçe Odessus’dan geliyor. Bir Türk (Osmanlı) şehri olan Hacıbey’in etrafı 15.yüzyılda tahkim ediliyor. 1789 yılında Ruslar kenti ele geçiriyor. 1795 yılında, Çariçe  II. Katerina, limanı büyüterek, Rusların sıcak denize kavuşmasını sağlıyor ve adını da Yunan Ortodoksisinin etkisiyle Odessa olarak değiştiriyor. Odessa; Kırım Savaşında İngiliz, I.Dünya Savaşında da Osmanlı donanmaları tarafından topa tutulmuş. Bir başka topa tutulma olayı da Rus Devriminin ilk ayağı olan 1905 deki gemicilerle başlayan ayaklanma ve 1917 Ekim devrimi sırasında da kent halkı açlıktan ve hastalıktan kırılmış. 1941 yılı II.Dünya Savaşında, Odessa ve Ukrayna Almanlar tarafından işgal edilmiş ve Odessa Limanı abluka altına alınmış. Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla birlikte Ukrayna bağımsızlığına kavuştu. Odessa, 2 milyon nüfusu ile Ukrayna’nın ikinci büyük kenti.

Kent içindeki binalar, kentin altından çıkartılan kireç taşları (limestone) kullanılarak yapılmış. Bu kayaç kolayca kesiliyor ve işleniyor, havayla temas ettiğinde de sertleşiyor. Bu nedenle, Odessa’nın altında uzunluğu toplam 3000 km. yi bulan  bir katakomp oluşmuş. Geçmişte suçluların saklandıkları yer. Şu anda katakomp kapalı. II.Dünya Savaşı döneminde partizanlarca (yeraltı direnişcileri), Almanlara karşı mücadeleleri sırasında kullanılmış. Küçük bir bölümü ziyaretçilere açık. Burada partizanların günlük yaşamlarında kullandıkları araç ve gereçlerle birlikte silahlar da sergileniyor. Odessa planlı bir kent ve kafes sistemi uygulanmış. Cepheleri heykel ve stilize desenlerle süslü eski binalar korunmuş, Sovyet döneminde kalan çok katlı sosyal konutlar kent çeperinde yer alıyor. Kent, geniş caddeler ve parklarla donatılmış. Kent içinde Ukrayna insanı için çok önemli olan Ortodoks kiliseleri var, Kiev Patrikliğine bağlı. Komünist rejim, dini inancı yasaklamasına rağmen, inanç; toplumun çimentosu olmuş ve Ukrayna Devletini kurabilmişler. Ukrayna halkı, tarihsel olarak İsveç, Polonya ve diğer göçen kavimlerin bir karması. Viking kanı da var. Ukrayna; bir milletten ziyade bir coğrafi alanı ifade etmekte. Ukraine adı; arazi, toprak parçası olan ”Kraine” kelimesinden türetilmiş. Ukrayna’daki Ortodoks kiliselerinin Yunan Ortodoks kiliselerinden en temel farkı soğan biçimindeki kubbeleri. Kubbeler apsis ve nefler üzerinde yer alıyor. Üstleri sarı metalle kaplı ve gün ışığında, altından yapılmış gibi, parıldıyor.

Odessa; Ukrayna’nın önemli bir buğday bölgesi olmasının yanı sıra (iklim özelliği nedeniyle çokça mısır ve ayçiçeği de yetiştiriliyor), yine ülkenin tersane, kargo uçağı yapımı ve ağır sanayi bölgesi. Bu nedenle,ülkeye kattığı değer çok büyük. Her bir kentte çok sayıda üniversite var. Bu nedenle de ülkenin eğitim düzeyi çok yüksek. Kiril alfabesi kullanılıyor. Yazıları çözebilmem zor oluyor, bazen de hiç çözemiyorum. Odessa’da tabelalardaki cadde ve sokak adlarında Kiril’in yanı sıra Latin harfleri de kullanılsa, ülkeye gelen ziyaretçilerin de yararına olur. Ukrayna’nın para birimi Grivna’dır ve 1 TL=7 Grivna.

Potemkin Merdivenleri, Odessa’nın simgesi olmuş. 1837-1841 yılları arasında yapılmış olan bu merdivenler, Primorsky Bulvarını Marina’ya bağlıyor. Her birinde 20 basamak bulunan 10 grup merdivenden oluşmakta iken, 8 basamak alttaki yol yapımına gitmiş ve toplam 192 basamak kalmış. Üst tarafı daha dar olan merdivenler, alt tarafa doğru genişliyor. Alttan bakıldığında, aynı genişlikte gibi algılanıyor ve basamak alınları görülüyor. Üstten bakıldığında ise, sadece merdiven grupları arasındaki sahanlıklar görülüyor. Mimari özelliklerinin yanı sıra bu merdivenleri ünlü yapan, Sergei Eisenstein’ın 1925 yılında yönettiği sessiz sinema filmi olan ”Potemkin Zırhlısı-Battleship of Potemkin”. 1905 yılında, Potemkin Zırhlısında görev yapan denizciler, bozulmuş ve kurtlanmış etler nedeniyle yemek yemeyi reddederler ve isyan ederler. Bu isyana işçiler de katılır ve bir anda Çarlık yönetimine karşı bir isyan hareketine dönüşür. İsyanı bastırmak için şehre giren askerler tarafından, gemicilerin, işçilerin ve halkın üzerine ateş açılarak, özellikle bu merdivenler merkez olmak üzere, 7000 civarında insan öldürülür. Eisenstein’ın bu filmi, bu konuyu işlemiştir. Bu film Sinema Tarihinin kült filmlerindendir ve vizyona girdikten sonra, merdivenleri görmek için çok sayıda insan buraya gelmiş ve merdivenlerin adı Potemkin Merdivenleri olarak anılmaya başlamıştır. Üniversite dönemimde Ankara Sinematek Derneği’nin üyesiydim. Derneğin getirdiği Potemkin Zırhlısı adlı bu filmi, 1970 yılında Gölbaşı Sinemasında dernek üyesi olarak izlemiştim. Tabii ki çok etkilenmiştim.

Potemkin Merdivenlerinin başında Duc Richelieu’nun heykeli bulunuyor. Fransız ihtilalinden kaçan ve Ruslara sığınan Dük, Osmanlı-Rus savaşında Ruslarla birlikte Osmanlılara karşı savaşmış. Buradan, Primorsky Bulvarı güneybatıya doğru takip edildiğinde, 1820-1824 yılları arasında Odessa’da sürgün olarak yaşamış Rus şair ve yazar Alexandr Puşkin’in büstü ile karşılaşılır. Primorsky Bulvarının deniz tarafında bulunan parkın düzenlemesi de İstanbul Büyükşehir Belediyesince yapılmaktadır. Yine Osmanlı-Rus savaşında Rusların yanında yer alan İspanyol Tümamiral De Ribas, daha sonra Odessa’nın Valisi olarak kentin gelişmesine önemli katkılar sağlamış. Kent merkezinde doğu-batı yönünde uzanan bir caddeye de valinin adına atfen Deribasovskaya Caddesi adı verilmiş. Bu cadde cıvıl cıvıl, parkları ve kafeleri insan dolu, çok hareketli bir yer.

Odessa çevresinde görülmesi gereken yerlerden birisi de 70 km. uzaklıktaki Akkerman Kalesi. Dinyester ırmağının kenarında ırmak ve deniz su yollarının kontrolu amacıyla kurulmuş. 1484 yılında II.Bayezid tarafından ele geçirilerek, Kırım Hanlığı ile kara bağlantısı sağlanmış. 1794’e kadar Osmanlı’nın elinde bulunan kale, bu tarihte Ruslara geçmiş. Kale çok iyi tahkim edilmiş. Surlarına çıktığımda, duvarlarına dokunduğumda, sanki o dönemlerdeymişim gibi hissettim.

Odessa çevresinde bir sonraki durağım Shabo Köyü ve  Shabo şarap fabrikası 1822 den beri üretim yapıyor. Karadeniz kıyısında bağların ağırlıkla yer aldığı bölge Kırım’dır. Ama, bu bölgede de oldukça önemli miktarda bağ alanı bulunmaktadır. Dinyester Irmağı kenarında yer alan Shabo köyü de böyle bir yer. Burada, zamanında iki köy varmış, adları Aşağıbağ ve Yukarıbağ olan. Yukarıbağ köyü yok artık. Bölgeye 1860 yılında İsveç’ten göçmenler gelmiş, ama bunlar Aşağıbağ’ı telaffuz etmekte zorlanmışlar ve köyün adı zamanla Şaboğ’a (Shabo) dönüşmüş. Halen Türk döneminden kalan ”Tilki Kuyruk-Tilki Kuyruğu” üzüm çeşidi, bölgede yetiştirilmeye devam ediliyor. Shabo şarap fabrikası çok modern ve yüksek kapasiteli (anlatımda sayılar biraz karıştı ve bu nedenle kapasite değerlerini veremiyorum). Bölgede Fransa’dan getirilen çeşitlerden kurulan bağlar var. Şarap tadımında önce bir Fransız çeşidi olan Chardonney sunuldu. Beyazların kraliçesi olan bu şarapta, vanilya aroması hissediliyordu. İkinci çeşit olarak, yine bir Fransız olan, kırmızıların kralı Cabarnet Sauvignon yakut renginde ve acı çikolata tadında, dolgun gövdesiyle tadıldı. Cabarnet Sauvignon tek başına (sepaj) sert, ağresif bir şaraptır. Bu nedenle pek hoşlanmam. Çoğunlukla Merlot ve Shirah (Şiraz) ile kupajını tercih ederim. Üçüncü olarak  Cabarnet Franc sunuldu. Cabarnet Sauvignon’un akrabası olan bu çeşit göreceli olarak daha yumuşak ve daha az tanenli. Tadıma katılanlar da Cabarnet Franc’ı tercih ettiler. Ayrıca, Pinot Noir, Chardonney ve Muscat (Misket) üzümlerinin karışımından elde edilen şampanya (Champagne-doğal gazlı) ve ardıç aromalı vermut da tadımda yer alan diğer içeceklerdi.

Böylece,Ukrayna gezimin ilk ayağı olan Odessa kenti ve çevresini gezmeyi tamamlamış oluyorum.

GORSELLER:https://photos.google.com/share/AF1QipN3j4suMeo_DE924SawI_IdMHtSWK4ctSRjGWwCnELmcoAXsQidSkro4g0EaqhyLg?key=YTJxVlNiZ295dVJPcmFRUmlTVHowREczS25pMGFR


One comment

Yorum bırakın