ESKİ DOĞANBEY KÖYÜ

Söke Ovasının batısında, Samson dağının eteğinde güneye doğru yol alırsanız önce Güllübahçe gelir. Buradan güneye devam ettiğinizde, 15.5 km. sonra Samson dağının güney yamacında, Doğanbey köyünü Büyük Menderes deltasına bakarken bulursunuz.

Doğanbey, doğanın kucağında, çok sessiz ve sakin bir köy. Sokaklarında pek insan göremezsiniz, zaman durmuş gibi. Köy içinde market, incik boncuk satan yerler de yok. Sadece köyün girişinde market ve kafe benzeri bir yer var. Köyün sessizliği ve sakinliği pek bozulsun istenmiyor.

Köyün tarihi çok eski, antik dönemden. 19.yüzyılın sonlarında Osmanlı döneminde bölge ticaretinin gelişmesi için, yıkıntıların üzerine yeniden kurulmuş ve ağırlıklı olarak ticaret ve sanat erbabı Rum teba yerleştirilmiş. Birinci Dünya Savaşı döneminde Rum çeteler burada saklanmışlar. Kurtuluş Savaşında orduların İzmir’e ulaşmasıyla, buradaki Rum halk Doğanbey’i terketmiş. 1924 yılında Selanik’ten, Bosna’dan, Arnavutluk’tan mübadele kapsamında  Türk aileler ve 1925 yılında Şeyh Said isyanı sonrası Kürt aileler köye yerleştirilmiş. Söke Ovasının ıslahı sonrası, tarımsal üretim ve çiftçiliğin kârlı hale gelmesi, köyde yaşayanların ova köylerine göç etmelerine neden olmuş ve köy boşalmış. Mübadillerden çok az aile kalmış. Köyün adı, odalar anlamına gelen ve Rumca bir kelime olan ”Domatia-Domaça”. Zamanla Doğanbey’e dönüşmüş. Köy SİT alanı ilan edilmiş ve koruma altında. Yeni bir ev yapılamıyor. Eski evler de aslına uygun yapılmak ya da restore edilmek zorunda. Harabe haline gelen köy evleri,  İstanbul, Ankara ve İzmir gibi kentlerden, ağırlıklı olarak öğretim üyeleri ve sanatçılar tarafından satın alınmış ve özgün mimarilerine uygun taş yapılar olarak restore edilmişler.

Samson dağından gelen bir dere, köyün ortasından geçiyor ve yatağı oldukça derin. Bu nedenle, köy iki yamaçta yer alıyor. Yazın kuruyan derenin üzerinde ahşaptan derme çatma küçük bir köprü var, iki yakayı birbirine bağlayan. Köprünün bir ucunda ahşap bir kapı ve üzerinde ”lütfen kapalı tutunuz” yazılı. Önce özel mülkiyete giriş gibi algıladım. Ama kapı, hayvanların geçişini engellemek ve köy içinden uzak tutmak için yapılmış. Köy içi yollara arnavut kaldırımı döşenmiş. Evlerin bahçelerindeki ağaçlar, gölgeleri ile yaz sıcağında hafif serinletiyor ve rahatlatıyor. Doğanbey’in kuzeyinde yer alan Samson dağının köye kadar olan yamacı maki ve çam ağaçlarıyla kaplı. Burası, doğa yürüyüşçülerinin tercih ettiği bir yer. Köy sınırından itibaren, dağın kendisi ve kuzey yamacı Dilek Yarımadası Milli Parkı. Köyün alt başında, hastane olarak yapılmış ama şimdi, bölgede (Dilek yarımadası) bulunan flora ve faunayı sergileyen iki katlı bir müzesi de var.  Ücretsiz giriliyor. Bu kadar dolaşmadan sonra, acıktıysanız Yeni Doğanbey’den geçerek Karina sahilinde, deniz ve dalyandan yakalanan taze balıklardan yiyebilirsiniz.

Eski Doğanbey, doğanın kucağında özgün yapısı, sadeliği, sessizliği ile ülkemizin görülmesi gereken yerleri arasında, bana göre…

GÖRSELLER:https://photos.google.com/share/AF1QipMIs7X-_XGG482LQI-CksEOQYVDkD-5ZdNyCqLP3kwgxAbRiEz3_w394z3pqS1_PA?key=NlV1bm14a0RxcjM5cmgwY2tOcVpwN2M2LWZUT01R

 

 

 

2 comments

Yorum bırakın