Rahmetle andığım sevgili dostum, arkadaşım büyük gezgin (Grand Voyager) Prof. Dr. Aykut Mısırlıgil’in rehberliğinde, Ankara Üniversitesi Kültür Gezginleri olarak yaklaşık 3,5 yıl önce, 2023 yılında, Beyşehir’e gitmiştik. Notlarımı ve fotoğraf arşivimi karıştırırken, Konya’nın Ilgın ilçesinde gezdiğimiz Pir Hüseyin Camii, halk arasında “Çukur Camii” olarak da bilinen, Anadolu Selçuklu dönemine ait bu tarihi yapıya ait bilgileri buldum.

Cami, kitabesine göre M. 1293 (H. 692) yılında, Anadolu Selçuklu Sultanı II. Gıyaseddin Mesud döneminde, Müstevfi Pir Hüseyin Bey tarafından yaptırılmış. Adının önündeki Müstevfi’yi merak ettim. Müstevfi, İslâm devletlerinde mali işlerden sorumlu divan görevlisi veya başkanına verilen bir admış. Yani, Müstevfi Pir Hüseyin Bey, Anadolu Selçuklu devletinde, bir devlet görevlisiymiş. Caminin yanı sıra bölgede çeşitli vakıflar kurarak da halka hizmet götürmüş.
Zaman içerisinde çevresi doldurulup yol geçirildikten sonra yol seviyesinin, yerine göre, 1.5 ilâ 2.0 m. altında, çukurda kaldığı için, halk arasında Çukur Cami olarak da adlandırılmaktadır.

Mihraba göre, enine dikdörtgen planlı bir camidir. Mihrap önünde sivri ve konik bir kubbesi bulunuyor.

İçeriden bakıldığında küresel görünen kubbe, tuğladan örülmüş.


Dışarıdan bakıldığında sivri kubbe (külah) çinko ile kaplanmış. Sivri ucuna alem yerleştirilmiş.

Kesme ve moloz taşların yanı sıra antik dönemden kalan devşirme malzemeler de kullanılarak inşa edilmiş.


Camiye doğu, batı ve kuzey cephelerindeki kapılardan giriliyor. Batı cephesindeki kapının sağında sütun şeklinde bir sadaka taşı bulunuyor. Caminin çatısı; çinko ile kaplı olup, sütunları birbirine bağlayan, tuğladan örülmüş kemerler üzerine yerleştirilmiş. Sütunlar da, statiğin güçlendirilmesi için, birbirleriyle demir çubuklarla bağlanmışlar. İçeri girdiğimde, bu sütunların çokluğu nedeniyle, İspanya’nın Cordoba kentinde Endülüs döneminde yapılmış Kurtuba Camiine benzettim. Tabii ki, Kurtuba Camii çok büyük ve sütun sayısı çok daha fazla. Dört sıra halinde bulunan 32 sütun (her bir sırada 8 sütun bulunmaktadır), cami içini beş sahına (ya da harim) bölmüş.




Kubbe altında bulunan kesme taştan örülmüş iki paye ya da ayak, kubbeyi taşıyor.

Dikdörtgen cepheli ahşaptan yapılmış mihrabın ortasında kemerli bir niş yer alıyor.

Caminin dört cephesine yerleştirilen dikdörtgen alt ve üst pencerelerle, gün ışığının içeri girmesi sağlanmış. Caminin kuzey kapısının hemen girişinde ahşap direkler üzerinde, yine ahşaptan kadın mahfeli bulunuyor.


Cami bu haliyle, sadece temel bölümü Pir Hüseyin Bey’in yaptırdığı orijinal kısmı oluşturuyor. Neredeyse tamamı yeniden yapılmış ve zaman içinde de yenilenmiş.
Caminin kuzey batı köşesinde, kaidesi (kürsü) taştan, gövdesi tuğladan örülmüş silindirik ve tek şerefeli minaresi yer alıyor.

Her ne kadar yeniden yapılmış ise de, Anadolu Selçuklu Beylikler dönemine ait güzel bir örnek, Pir Hüseyin Cami. Mimari detayları ilgi çekici. Bu nedenle, görülmesi gereken bir eser.
Bir başka yazımda buluşmak üzere, esen kalın, sevgili dostlar.
GÖRSELLER: https://photos.app.goo.gl/9FAhSDJFQE51K7QTA