ALAÇATI PAZAR YERİ CAMİİ YA DA AYİOS KONSTANTİNOS KİLİSESİ

Alaçatı’ya son olarak Haziran 2022 de gitmiştim. Alaçatı son yıllarda çok popüler oldu. Çeşme ilçesine bağlı bir mahalle (köy) olan Alaçatı’nın denize kıyısı olmakla birlikte, mahallenin merkezi kıyıdan 3 km. kadar içeride. Son yıllardaki yapılaşmalarla Alaçatı denize kadar ulaştı. Apollo tapınağının kahin olan rahibelerinden Sbylla’nın doğum yeri. Taştan yapılmış iki katlı evlerin bulunduğu Alaçatı; restoranları, şarap evleri, butik otelleri, antikacı dükkânları, muhallebicileri ve sakız reçelleriyle bugün turistik bir yer. Pazar yeri camii ya da Ayios Konstaninos kilisesi Alaçatı mahallesinin merkezinde, işte tam da bu turistik bölgenin ortasında yer alıyor.

1924 mübadelesi ile birlikte, Alaçatı’dan Yunanistan’ın bir çok yerine göç olmuş. Girit’in Resmo (Rethymno) kentinde, Alaçatı’dan gelenler, yerleştikleri sokağa Alaçatı adını vermişler. Sakız adasının kuzeyinde yol sormak için durduğum Halandra köyündeki bir kişi, Türkçe konuşarak, Alaçatı’dan geldiklerini söylemişti. Yani Alaçatı’da önemli sayıda Ortodoks Hristiyan Rum Osmanlı vatandaşı varmış. Bu cemaat için, 1830 lu yıllarda Yuhannis Halopas tarafından yığma moloz taş tekniği ile Ayios Konstantinos kilisesi inşasına başlanmış ve 1874 yılında hizmete açılmış. Aziz Meryem’in yardımıyla yapıldığı düşünüldüğü için de Meryem kilisesi olarak da adlandırılıyor.

Kilisenin orta nefi beşik çatı ve yan nefler de düz çatı ile kapatılmış. Orta nefdeki beşik çatı içeriden silindirik kubbe görünümünde olup, iki sıra dor başlıklı kolonlarla destekleniyor. Silindirik kubbenin yan çatılara bakan yüzlerinde bir sıra pencere, gün ışığının içeri girmesini sağlıyor.

Batı bölümündeki iki katlı narteks kısmı kapatılmış. İkinci kata, kuzey ve güney duvarlarının dışına yerleştirilen iki merdivenle çıkılıyor. Binanın apsis tarafı bir perde ile kapatılmış. Perdenin arkasında bulunan apsis bölümündeki İkonostasis yani aziz ikonalarının bulunduğu kutsal alan korunmuş.

Doğu ve batı duvarlarının alınlıklarında üçer damla şeklinde vitray camlar iç mekâna hoşluk katıyor.

Güney duvarının ortasına bir mihrap yerleştirilerek camiye çevrilmiş. Mihrabın sağına ”Allah’, soluna da ”Muhammed” adları işlenmiş.

Cami olarak kullanılan ana bölümün zemini halı kaplı. Cami içinde İslami figürler olmakla birlikte oldukça sade. Orta nefin ortasındaki büyük avize de caminin aydınlatılmasına yardımcı oluyor. Camiye giriş kuzey kapısından.

Eklenen tek şerefeli minare, kesme taştan yapılmış. Minareye giriş, caminin dışından.

Halen cami olarak kullanılmakla birlikte, perdeler açılarak ikonaların ortaya çıkarıldığı bir ortamda Fener Rum Patriği Bartholomeos tarafından bir ayin yönetilmiş. Yani bir kez bile olsa, iki ayrı şekilde kullanılmış. Geçmişte bunun örnekleri var. Midilli adasında bir köyde görmüştüm, Türk Müslüman ve Rum Ortodoks cemaatlerin aynı mekânı hem cami, hem de kilise olarak kullandıklarını. Girit’in Hanya kentinde camiden dönüştürülen bir kilisede de hem minare, hem de çan kulesi bulunuyordu.

Bu gibi uygulamalar, insanları birbirine yakınlaştıracak ve Dünya Barışına katkı sağlayacaktır diye düşünüyorum.

Bir başka yazımda buluşmak üzere esen kalın, sevgili dostlar.

GÖRSELLER: https://photos.app.goo.gl/jnaDGFzrkdd3Ee4u7

Yorum bırakın