Bağımızın yolu, Merzifon’un eski mezarlık alanından geçerdi. 5-6 yaşlarındayken, gündüz vakti, farklı çeşitte mezarlar ve mezar taşları arasından geçer, bağa gider ve gelirdik. Yorulduğumuzda mezarlardan birinin köşesine oturur, dinlenirdik. Mezar taşlarında ilk dikkatimi çeken şey, bazı mezar taşları büyük ve süslü, bazıları küçük, bazılarında ise herhangi bir işaret yoktu. Kimi yan yatmış, kimi kırık, çoğunun üstü yeşil, turuncu renkte ince bir yosun kaplıydı. Üzerindeki yazıların çoğu eski Türkçe, ne yazdıklarını anlamıyordum. Şimdi de anlamıyorum. Belediye tarafından, yeni mezarlık düzenlenmesi yapıldığı için artık burada defin işlemi yapılmıyordu. Mezar taşlarıyla ilk tanışmam böyle olmuştu.
Mezar taşları, üzerilerindeki kitabe ve tarih bilgileri nedeniyle, tarihi bir vesika niteliğini taşır. Ama, aynı zamanda, sanatsal nitelik de taşır. Tasarım içerir. Tasarım, mezarda yatan kişi veya kişiler hakkında bilgiler verir. Üzerindeki süslemeler ve yazılar (hat sanatı), dönemin sanatını yansıtır.
Çeşitli müzelerde, Roma dönemi mezar stelleri sergileniyor. Burdur, Çorum, Kütahya, Konuralp müzelerinde, Aizanoi Zeus tapınağında.
Aizanoi’de bir kadına ait mezar taşı. Üstünde çiçek, ayna, vazo ve pencere figürleri var.
Aizanoi’de bir erkeğe ait mezar taşı. Üstüne gücün sembolü kartal işlenmiş.
Ancak, başarılı gladyatörlere ait mezar taşları da, her yerde olmamakla birlikte (Aizanoi) bulunuyor.
Burdur müzesinde bir çifte ait mezar taşı. Genelde çiftlerin röliyefleri işleniyor.
Ahlat ilçesindeki Selçuklu (Türk) mezarlığında bulunan mezar taşları, üzerindeki işlemelerle çok şey anlatır. Baş taşlarının yükseklikleri 2 m. ve üzerinde. Bu kadar yüksek baş taşını, Safranbolu ilçesinde Yörük köyünün girişindeki mezarlıkta da görmüştüm. Ahlat mezar taşlarının üzerinde kartal, ejderha başları, geometrik desenler ve palmet denilen yaprak desenleri bulunuyor. Dikdörtgen biçimindeki bu mezar taşlarının üst kısmı erkeklerde süslü, kadınlarda sade.
Hacı Bektaş’ta Balım Sultan türbesinin bitişiğinde, Kastamonu’da, Kütahya müzesinin bahçesinde, Sakız adasının Türk mezarlığında, İzmir Agora’da çok sayıda müslüman mezarlarının baş taşlarını fotoğrafladım.
Bektaşi mezarlarında baş taşı uzun dikdörtgen formundadır. Talik kitabe ve on iki köşeli teslim taşı da işlenmiş. Üst kısmında boyun formu var. Boyunun üzerinde 12 dilimli Hüseyni başlığı bulunur. Ayak taşlarında ise, bitkisel desenler (selvi ağacı, çiçek, üzüm salkımı vs.) işleniyor.
Osmanlı döneminin mezar taşları da, bir vesika niteliği taşıyor ve mezar da yatanlar hakkında bilgi veriyor. Kitabelerinde celi, sülüs, talik, kûfi yazı çeşitleri kullanılmış. Başlık taşıyan mezar taşları, erkeklere ait. Kadınların mezar taşlarında, onların inceliklerini ortaya koyan çiçek, buket, bahar dalı ve takı gibi motifler kullanılmış. Tarikat mensubu olanlarda, tarikatla ilgili işaretlerde bulunuyor. Yukarıda ayrıca belirttiğim Bektaşi mezar taşları buna örnektir.
Sakız adasındaki müslüman mezarlığında bir kadın mezar taşı.
Kütahya müzesi bahçesinde Osmanlı dönem katiplerine ait mezar taşları.
Küçük dereceden ulema, kadı ve müftü mezar taşı.
Osmanlının belli bir döneminde fes kullanımı yaygın olup, belli bir mesleğe ait değildir. Fes şekilleri, padişahların dönemlerine göre, farklılık gösterir.
Süslü feslerin olduğu II.Mahmut döneminde bir mezar taşı.
Abdülaziz döneminde kullanılan üstü basık ve kısa fes bulunan bir mezar taşı.
Kallavi kavuklar; sadrazam, kubbealtı vezirleri tarafından ve seferde giyilirdi.
Mezar taşları, bu kadarla sınırlı değil. Gezilerimde çektiğim diğer mezar taşı fotoğrafları, aşağıda ”Görseller” bölümünde yer alıyor. Bir başka yazımda buluşmak üzere, hoşçakalın dostlar.
GÖRSELLER:https://photos.app.goo.gl/CNKHTGe781G7DuiQ7
D
Sevgili Danyal Bey. Bu yazınızı da çok beğendim. Aklıma İstanbul Beylerbeyinde rahmetli dedemin mezarını ziyaretim geldi.
BeğenLiked by 1 kişi
Sayın Aşık, gördüklerinizi bize de aktararak bilgi dağarcığımızı alabildiğine genişletiyorsunuz. Mezar taşları konusunda ben de Ankara’dan katkıda bulunmak isteğiyle yazdım.
Roma İmparatorluğu Ankarası’nın en parlak döneminden kalma Roma Hamamı bahçesinde geniş bir açık hava mezar taşları sergisi vardır. İki tanesi de Ankara arenasında dövüşen gladyatörlere aittir ki bir tanesi Anadolu Medeniyleri Müzesi açık hava sergi alanına götürülmüştür. Bakınız https://alivedatoygur.wordpress.com/2019/05/14/roma-ankarasindan-gunumuze-kalan/ yazımı okuyabilirsiniz.
Ankara’nın Osmanlı dönemi mezar taşlarından kalma önemli bir koleksiyon da Kale’nin doğu yamacındaki Kayabaşı mahallesindeki Kadılar Mezarlığı’ndadır. Bu Kırklar Mezarlığı adıyla da anılan mezarlıkta Ankara’da görev yapmış kadıların mezarları vardır. Bakınız https://alivedatoygur.wordpress.com/2015/05/09/ankaramizi-taniyalim-4/
BeğenLiked by 1 kişi
Çok teşekkür ederim, Vedat Bey. Verdiğiniz bilgiler çok önemli.Ankara içine yeterli zaman ayırmadım.Nasıl olsa bir gün giderim diye biraz ihmal ettim. Aslında Ankara Roma ile ölçüşecek boyutta Roma dönemine ait esere sahip. Ama,maalesef üstü örtülü. Karantina günleri sonrası (bir süreliğine herhalde yurtdışı gezilerimi erteleyeceğim) Ankara’yı fotoğraflamaya çalışacağım.Tekrar teşekkürlerimi sunuyorum..
BeğenBeğen